Sepetiniz
0

Sepetiniz boş

Alışverişe devam
KALORİ HAKKINDA BİLİNMEYEN 6 GERÇEK

KALORİ HAKKINDA BİLİNMEYEN 6 GERÇEK

KALORİ SAYARAK ZAYIFLAMAK TARİHTE KALDI 
 
İşte kalori hakkında bilinmeyen 6 gerçek;
Kalori bir enerji birimidir. Beslenmede kaloriler; insanların tükettikleri yiyecek ve içeceklerden elde ettikleri enerjiyi ve fiziksel aktivitede kullandıkları enerjiyi ifade eder. Çoğu insan kalorileri sadece yiyecek ve içecekle ilişkilendirir, fakat enerji içeren her şeyin kalorisi vardır. (Örneğin 1 kilogram kömür 7.000.000 kalori içerir.) Fizyoloji ve beslenme bilimi bize vücudumuzun yaktığından daha fazla kalori alması durumunda ağırlık kazanacağımızı ya da bunun tam tersi durumunda ağırlık kaybedeceğimizi söyler. Kısaca vücudunuz besinlerle aldığınız enerjiden daha az enerji harcıyorsa, aradaki enerji farkı yağ depolarınızda birikiyor. Bu yüzden kilomuzu korumak için günlük kalori alımımızı ve enerji harcamamızı dengelediğimizden emin olmalıyız. Ancak tek başına bu hesap her zaman size kilo verdirmez, aldığınız kalorinin hangi besinden geldiği vücutta hangi sistemleri aktifleştirdiği oldukça önemlidir. 
 
1 Kalori Her Zaman 1 Kalori Midir?
 
İşte kalori hakkında bilinmeyen 6 Gerçek:
 
1) Yüksek lifli besinler yediğinizde, o besindeki kalorilerinin sadece % 75 - 80' ini vücudunuz kullanabilir. Geri kalanı dışkıyla atılır. Bu sayede kendiliğinden kalori kısıtlaması oluşur. 
2) Protein kaynaklı besinler tükettiğinizde; karbonhidrat ve yağ kaynaklarına kıyasla daha az kalori almış olabilirsiniz… Vücudun tüketilen besinleri sindirmek ve depolamak için ihtiyaç duyduğu enerjiye besinlerin termik etkisi denir. Bedenin yakmak için en çok çaba sarf ettiği besin ögesi proteindir. Vücut proteini sindirmek için ondan gelen enerjinin % 30’unu kullanır ki; bu da proteinden gelen kalorinin % 70' ini vücudunuzun kullanabildiği anlamına gelir. Karbonhidratların termik etkisi yaklaşık % 15 ve bu oran yağlar söz konusu olduğunda % 2’ye düşer. 
       Size Bir de Hayat Kurtaran İpucu Verelim;
Yemek sonrası yapılan fiziksel aktivite besinlerin termik etkisini arttırmaktadır. Yani besinle aldığınız kaloriden çok daha azını vücudunuz kullanmış olur.
 
3) Protein tüketimi, iştahı baskılama eğilimindedir. Proteinden zengin ve düşük karbonhidrat içeren diyetlerin işe yaramasının temel sebeplerinden biri de budur. Bu diyetteki birçok insanın tokluk hissi gün boyu belli bir düzeyde olduğu için günlük kalori alımları da oldukça düşük olmaktadır.
 
4) Farklı besinlerin tokluk üzerinde özellikle midedeki dolgunluk hissi üzerine çok farklı etkileri vardır. Yumurta, et, mercimek, fasulye, elma gibi (özellikle; protein içeriği yüksek besinler, kurubaklagiller, meyve ve sebze) yiyecekler yediğinizde şeker veya patates cipsi yediğinizden çok daha fazla tokluk hissi hissedersiniz ve daha az kalori alırsınız.
 
5) Glisemik indeksi yüksek olan besinler (yani beyaz ekmek, kraker, şekerli yiyecekler…) insülin seviyelerinde hızlı yükselmelere ve düşmelere neden olur. İnsülin etkisi daha fazla kalorinin vücutta depolanmasını sağlar. İnsülin seviyelerinin hızlı yükselmesinin ardından gelen hızlı düşüş, açlığın güçlü bir uyarıcısıdır. Bu nedenle özellikle glisemik indeksi yüksek karbonhidratlı bir yemekten birkaç saat sonra şiddetli bir şekilde aç kalabilirsiniz.
 
6) Farklı karbonhidrat türlerinin bile farklı etkileri vardır. Glikoz ve fruktoz her ikisi de karbonhidrat olmakla birlikte; yüksek fruktozlu bir diyet, iştahı yüksek glikozlu bir diyetten daha fazla uyarma eğilimindedir. Yüksek fruktozlu diyetin temelini; yüksek fruktozlu mısır şurubu içeren gazlı ve meyveli içecekler, çikolata, kek, şekerleme, reçel, marmelat ve jöle gibi birçok işlenmiş ürün oluşturmaktadır.
 
İşte tüm bu bilgiler bize gösteriyor ki; tek başına kalori sayarak diyet yapılmaz, düşük kalori içerdiğini düşündüğünüz bir besln daha fazla karbonhidrat ve daha az lif içeriyor ise kalorisi ne kadar düşük olursa olsun kilo vermenizi desteklemez. Bu noktada besinlerin birbiri ile etkileşiminden yararlanmak ve yağ yakımı için besin ögelerinden bir denge oluşturmak gerekir.